İçeriğe geç
Gaziantep DiyetisyenGaziantep için diyetisyen bilgi rehberi

Antep mutfağıyla barışık bir beslenme planı

Güncelleme:

Yukarıdan görülen sofra: közlenmiş biber, domates, yeşillik ve yoğurt kâseleri

Gaziantep’te diyete başlayan biri genelde ilk hafta iki uçtan birine savrulur. Ya her şeyi bırakır, haşlama sebze ve kuru ekmekle günleri sayar. Ya da “Antep’te diyet olmaz” deyip hiç başlamaz. İkisi de aynı yanlıştan çıkar: yöresel mutfağı diyetin karşısına koymak.

Oysa bu mutfakta sebze de var, bakliyat da, yoğurt da, bulgur da. Sorun yemeklerin kendisinden çok, ne sıklıkla, ne kadar ve nasıl yendiği. Aşağıda bunu bir diyetisyenle birlikte nasıl ele alabileceğinizi anlatıyoruz. Burada bir liste ya da miktar bulmayacaksınız. Miktar sizin boyunuza, yaşınıza, hareketinize, sağlık durumunuza göre değişir ve onu sizi gören bir diyetisyen belirler.


Yasak listesi yerine yer açmak

Bir yemeği tamamen yasaklamak, onu daha çok istemenize yol açabilir. Bunu diyet yapmış çoğu kişi kendi deneyiminden bilir. Üç hafta baklava yemeyen biri, bir düğünde tepsinin başından kalkamaz. Sonra “zaten bozdum” deyip haftanın geri kalanını da bırakır.

Diyetisyenle konuşurken şunu açıkça söyleyin: “Bu yemekleri hayatımdan çıkarmak istemiyorum.” İyi bir diyetisyen bunu bir engel olarak değil, planın veri noktası olarak görür. Sizin için önemli olan yemekleri belirler, onlara planda bir yer açar ve geri kalan öğünleri buna göre düzenler.

Sizden istenen de şu: o yeri tanımak ve o yerin dışına sık sık taşmamak.


Porsiyon: tabağın neyle dolduğu

Antep sofrasında porsiyonu belirleyen çoğu zaman tabak değil, ev sahibidir. “Bir tane daha al” demek ayıp sayılmaz, almamak bazen ayıp sayılır. Bu yüzden porsiyonu konuşurken yalnızca ölçüyü değil, sofradaki durumu da hesaba katmak gerekiyor.

Birkaç pratik yaklaşım işe yarıyor:

Lahmacunun yanına bolca maydanoz, yeşillik ve bir kâse ayran almak, aynı öğünde daha az lahmacunla doymanızı kolaylaştırır. Yanında ezme ve salata olan bir sofra, yalnızca etli yemeklerden oluşan bir sofradan farklı doyurur.

Kebap günlerinde tabağı ikiye bölün gibi düşünün: bir tarafta et, diğer tarafta közlenmiş biber, domates, soğan, salata. Pilav ya da lavaş yanında geliyorsa ikisinden birini seçmek çoğu zaman yeterlidir.

Misafirlikte ilk tabağı yavaş yiyin. Tabağınız boşaldığı anda doldurulacağını bilirsiniz. Biraz yemek bırakmak, Antep’te bile kimseyi kırmaz. En azından çoğu zaman.


Sıklık: haftayı bir bütün olarak görmek

Bir günü tek başına “iyi” ya da “kötü” diye değerlendirmek yerine haftaya bakmak daha gerçekçi. Bir gün öğlen simit kebabı yediyseniz, o akşamı hafif tutabilirsiniz. Cuma günü aile sofrasında lahmacun varsa, hafta içini ona göre planlayabilirsiniz.

Diyetisyeninizle konuşurken haftanızın nasıl geçtiğini anlatın. Hangi gün dışarıda yiyorsunuz, hangi gün misafir geliyor, pazar kahvaltısı nasıl geçiyor? Bu bilgiler olmadan yazılan plan pazartesi sabahı güzel görünür, cumartesi akşamı dağılır.

Baklava için de aynı mantık geçerli. Her gün yenen bir tatlı ile ayda birkaç kez, keyifle ve bilerek yenen bir tatlı aynı şey değil. Ne sıklığın size uyduğunu diyetisyeninizle birlikte belirleyin. Diyabetiniz ya da insülin direnciniz varsa şerbetli tatlılar konusunu mutlaka hekiminizle de konuşun.


Pişirme: evde yağı siz belirlersiniz

Evde pişen yemekte en büyük avantajınız, tencereye ne girdiğini bilmeniz. Antep mutfağında tereyağı ve sadeyağ bol kullanılır, yemeğin tadını da büyük ölçüde onlar verir. Bunu tamamen kaldırmak gerekmeyebilir, ama ne kadar kullanıldığına dikkat etmek fark eder.

Annenizin ya da kendinizin yıllardır “göz kararı” yaptığı tarifleri bir kez dikkatle izleyin. Tencereye ne kadar yağ girdiğini görmek çoğu kişiyi şaşırtır. Diyetisyeniniz aynı yemeği daha az yağla nasıl yapabileceğiniz konusunda öneri verebilir. Bazen tadı korumak için yağı azaltmak yerine yemeğin sonunda eklemek ya da kızartma yerine fırını denemek yeter.

Dışarıda yediğinizde bu kontrol elinizde değil. O yüzden dışarıdaki öğünleri planda ayrıca konuşmak işe yarar.


Sabah sofrası: beyran ve katmer

Gaziantep’te kahvaltı başka şehirlerden farklı görünebilir. Bazı sabahlar güne beyranla, bazen katmerle başlanır. İkisi de ağır ve doyurucu yemeklerdir.

Bunları tamamen bırakmak yerine şöyle düşünebilirsiniz: beyran içtiğiniz sabah, günün geri kalanı ona göre şekillenir. Öğle yemeğini daha hafif tutmak, akşamı sebzeye ağırlık vererek geçirmek bir seçenek. Katmer için de aynısı. Her sabah değil, özel bir sabah, bir misafir kahvaltısı, bir pazar günü.

Diyetisyeninize kahvaltı alışkanlığınızı olduğu gibi anlatın. Başka bir şehirden gelmiş ya da online görüştüğünüz bir diyetisyen beyranın ne olduğunu bilmeyebilir. İçinde ne olduğunu, nasıl yapıldığını kısaca anlatmanız yeterli. Bu, onun size uygun bir plan yapmasını kolaylaştırır.


Bayram ve düğün sofraları

Bayram, düğün, nişan, mevlit. Bu sofralar diyetin en çok sınandığı yerler. Bayram sabahı yuvarlama, öğleden sonra misafirlikler, her evde bir tabak baklava. Düğün sezonunda neredeyse her hafta sonu bir davet.

Bu günler için ayrı bir plan konuşun. Diyetisyeninize “Önümüzdeki hafta bayram, ne yapmalıyım?” diye sorun. Bayramı diyet dışı ilan etmek yerine o birkaç günü plana dahil etmek, sonrasında eski düzene dönmeyi kolaylaştırır.

İşe yarayan birkaç küçük alışkanlık:

  • Misafirliğe aç gitmemek. Evden çıkmadan önce hafif bir şey yerseniz sofrada daha ölçülü olursunuz.
  • Her evde her şeyi denemek zorunda olmadığınızı hatırlamak. Bir evde tatlı, diğerinde çay yeterli.
  • Bayram bittikten sonra bir sonraki öğünle normal düzene dönmek. “Pazartesi başlarım” demeden.

Ramazan ayında oruç tutuyorsanız sahur ve iftarın nasıl düzenleneceğini diyetisyeninizle ayrıca konuşun. Kronik bir hastalığınız varsa ya da ilaç kullanıyorsanız oruç konusunda önce hekiminize danışın.


Antep fıstığı

Fıstık bu şehrin simgesi ve neredeyse her şeyin içinde: baklavada, katmerde, kurabiyede, bazen yemekte. Kendi başına besleyici bir kuruyemiştir, ama yoğun bir besindir. Avuç avuç yemek ile ölçülü bir miktar yemek arasında büyük fark var.

Fıstığı yasaklamaya gerek yok. Ne kadarının size uyduğunu diyetisyeninize sorun ve kâseden değil, ayırdığınız bir porsiyondan yiyin. Televizyon karşısında torbadan yemek, ne kadar yediğinizi fark etmemenizin en kolay yolu.


Yaz sıcağında içecekler

Gaziantep yazları sıcak geçer ve bu dönemde sıvı ihtiyacı artar. Bu, şekerli içeceklere yönelmek için iyi bir zaman gibi görünebilir. Su, ayran, şekersiz çay gibi seçenekler bu mevsimde daha çok işinize yarar. Meyve sularının ve gazlı içeceklerin şeker içeriğine dikkat edin.

Sıcakta iştahınızın değiştiğini fark ederseniz bunu da diyetisyeninize söyleyin. Mevsim değiştikçe planın da değişmesi doğaldır.


Diyetisyene sofranızı nasıl anlatırsınız

İlk randevudan önce birkaç gün boyunca ne yediğinizi not edin. Yemeğin adını yazmak yeterli değil. “Lahmacun” yazdıysanız kaç tane olduğunu, yanında ne olduğunu da ekleyin. “Ev yemeği” yerine yemeğin adını yazın. Bayram ya da misafirlik varsa bunu da belirtin.

Bu not, diyetisyeninizin sizin gerçek sofranızı görmesini sağlar. Gerçek sofrayı gören diyetisyen de size uygulayabileceğiniz bir plan çıkarır. İlk görüşmenin nasıl geçtiğini ilk randevu sayfasında anlattık. Hangi diyetisyenle çalışacağınıza henüz karar vermediyseniz diyetisyen seçimi sayfası da işinize yarayabilir.

Rehberin diğer sayfaları